Hayata ve ölüme ait denemelerimin ana sayfası...

Perşembe, Ekim 12, 2006

Keşf-i Emet

O melun laneti keşfettiğinde henüz ergen olmamıştı. Haminnesinin koynunda aşağı küçük odada uyuduğu o vakitlerde gece ezan sesleriyle uyanır korku dolu gözlerle etrafına bakardı., ona bu korkuyu veren ne karanlık ne de sessizlik idi. Ansızın o tatlı uykusunun bir yerinde tüm bedenini adeta kavuran bir korkuyla uykusunun en tatlı yerinde uyanıyordu. Küçük bedeninini kavuran bu ateşe karşılık yapabildiği tek şey vardı...işemek. Artık sabah namazına sırtında sıcak bir ıslaklıkla kalkan hanimne , hergün döşşek içi değiştirmekten onu didmekten bitap düşen anasınıda yanına alıp onu mahallenin hoca teyzesi Fatma'nın yolunu tutmakta buldular çareyi. Aylardır korkusunu anlatamıyor yavaş yavaşda korkusunun ateşinin nedenlerini çözmeye başlıyordu. Hoca teyze anlatılanları gözünü ufaklığa dikerek dinledi. O güne kadar dinlediği masallarda ki bi dudağı yerde bi dudağı gökte diye hayal ettiği cadılara, büyücülere hiçte benzemiyordu Hoca Teyze. Bembeyaz yüzü adeta pamuğu andırıyordu, yine kenarları üzüm oyalı beyaz yaşmağının kenarından gözüken saçları yaramaz beyaz bir buluta benziyordu ,ona dikkatle bakan masmavi gözlerdeki pırıltıyı o güne kadar hiç görmemişti, pırıltılara baktıkça büyüleniyor büyülendikçe byu alemi terkedip başka alemlere gidiyordu. Birden bire o pırıltı arttı etraf ışıl ışıl olmuştu.Parıltıdan hiç bir yeri göremiyordu yerin altından kaydığını hissetti etrafında ne anası ne haminnesi nede hoca teyze kalmıştı. Bir yerlere gelmişti burayı tanıyor gibiydi ama etrafı hala seçemiyordu. birşeyler ona adıyla sesleniyor onu davet ediyordu. Sesin geldiği yöne doğru gittikçe parıltı azalıyordu burası çiftliklerine benziyordu ama değildi, yemyeşil bir çayırda binlerce ufak su birikintisi vardı. Her birinin başında birer çocuk vardı. Kimisi gülüyor, kimisi ağlıyor, kimisi sevinçle zıplıyor kimisi ise sinirli sinirli söylenip dövünüyordu. Onlara doğru ilerledi.Kendini çok hafif hissettiomzuna dokunan eli tuttu ve içeriye girdi .Hemen ilk birikintinin yanında durdu çocuk ağlıyordu çocuğa nedenağladını sordu masumca çocuk ona cevap vermedi onu duymuyordu bile omzundaki el suyu işaret etti ; aman allahım diye bağırdı ufaklık suya bakınca. Suda gördükleri onuda dehşete düşürmüş ağlamaya başlamıştı. O kadar çok ağlıyordu ki gözlerinden yaş yerine kan gelmeye başlamıştı. Birdenbire sarsılmaya başladı ayakları yerden kesilmişti tekrardan yine çok tanıdık bir yere geldi üç kadın bir çocuğun başında toplanmış telaş içinde birsi yüzünü tokatlıyor birisi kendini paralıyordu yaşlı olanıysa olanca gücüyle bağırarak dualar okuyordu. Dahada yaklaştı ve yerde yatan kendini gördü gözlerinden kanlar akar halde...Işık arttı göremez oldu...

Okan KASNAK
11/01/2005 Salı 03,46

0 Yorumlar:

Yorum Gönder

<< Home