bayramınız kutlu olsun.....

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
Ramazan_ı Şerif 'i uğurlayıp Bayrama kavuşuyoruz. Bayram gibi bayram diliyorum hepimize....
(resim kaynak: http://www.ntvmsnbc.com )
Hayata ve ölüme ait denemelerimin ana sayfası...

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
Ramazan_ı Şerif 'i uğurlayıp Bayrama kavuşuyoruz. Bayram gibi bayram diliyorum hepimize....
(resim kaynak: http://www.ntvmsnbc.com )
Yahudiler Hitlerin elinden kurtulduklarında hiçbirşeyleri kalmamıştı .Bırakın devlet kurmayı yiyecek ekmekleri dahi yoktu . Ancak uluslarası camia Almanyanın soykırım yaptığını kabul ettiğindeyahudilere tazminat yolu açılmış oldu . Yahudiler açtıkları davalarla neredeyse tüm alman şirketlerini ve alman bankalarını tazminata mahkum ettirdi . Bugün satılan bir Mercedesten bile belli oranda İsrail hükümetine pay gidiyor ve bu durum gizli değil, zaman zaman gündeme geliyor. İsrail bugün dünyanın en zengin ülkelerinden biri . Ülkelerinde nükleer reaktörlerden tutun en son teknolijiye sahip uçak fabrikaları bile var . Ancak Hitler döneminde dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkesi olan Almanya bir dönem toparlanmış gibi görünse de belini doğrultamadı .Ekonomisi son 10 yıldır gittikçe kötüleşiyor .Ermenistan çok fakir bir ülke . Hiçbişeyleri yok . Açlar . Sanayileri , markaları hiçbişeyleri yok . Avrupanın lider ülkesi Fransanın bu soykırımı tanıyıp bize tazminat davası açılması yolunu açması bir anda tüm diğer ülkelere sıçrayacak . Şu an ciğercikapısında bekleyen kediler gibi ellerinde dosya bekleyen ermenistan hükümeti açacağı binlerce tazminat davası ile Türkiyeyi çok zor duruma düşürecek . Zaten belimiz kurulduğumuz günden beri bükük duruyor , bu tazminatlar Osmanlıyı çökerten kapitilasyonlar gibi bizi de çökertecektir .Siyasi görüşün ne olursa olsun , bu memleketin insanıysan bu maili yayabildiğin kadar yay , şu bilinçsiz halkını uyarmaya çalış .Fransız markalarından alışveriş yapma , 3 kuruş fazla ver , 2 adım fazla yürü başka marka kullan . Cebin haysiyetinin önünegeçmesin .
Cesedim yaşıyor, cesedim yanıyor..Ruhum boşlukta sürükleniyor , arınmak istiyor , tutunacak bir dal istiyor , tutunacak bir dal "olmak" istiyor. Biliyor herşeyi ama hiçbişey yapamıyor ait olmak istiyor sevdiğini göstermek istiyor gösteremiyor. Yeniliyor nefsine kahroluyor bırakıyor. Rüzgar çıkıyor yapraklar düşüyor tek tek ruhun dallarından.Önce sevgililer düşüyor sonra sev"diye"liler birer birer...Meltem bile değil belki ama cesedimi kavuruyor ruhumun samyeli...Bu beden ruhu savrulan bir beden ancak cesed olabilen bi beden;kokluyor tüm bedenlerinizi bir kez aldığı nereden ne olduğunu bilmediği o ilahi kokuyu arıyor. Tek yol var biliyor ve o yoldan git gide uzaklaşıyor...
Derin gecelerden birinde, gözün karanlığa alıştığında gündüz bile göremediğin detaylar gözüne ilşir. Yoksa bütün bunlar gece mi ortaya çıkıyor??? Olabilir neyse görüntüler gürültüler ama herkes uyuyor, tavanda uçuşan hatıralar vakit sanki daha yavaş ilerliyor yada beynim daha çabuk işliyor. Birden tavanda bir ekran açılıyor kıpırdayamıyorum bile sanki birileri bunu izlememiistiyor.Kapkaranlık bir oda sadece ince çocukluğumuzun uzun elektrik kesintilerindeki en yakın dostlarından beyaz parafinliucuz işçilik mumlarından birinin kör ışığı var. Yaklaşıyorum muma birden farkediyorumki o mum canlı. Dibini bile aydınlatamazken titrek aleviyle kör karanlığa karşı don kişot misali saldırıyor. Saygıyla izlemeye başlıyorum hiç sesimi çıkarmadan, Bir kelebek peydah oluyor mağrur, alımlı,kendini beğenmiş.Kendinden emin kant çırpıyor gidecek tek yerivar benim gibi.... ateşe doğru kanat çırpıyor, oda etkileniyor mumdan alevinin parlaklığından, mumda kelebeğin kanatlarından özğürlüğünden çünkü mum gidemez başlaları tarafından yerleştirildiği yerden öteye mumun hayatını başları belirlemiştir. Kelebeğin güzelliği karşısında adeta büyülenmişti mum onu etkilermek için tek bir şeyi vardı oda alevi.Daha çok kendini zorladı mum daha gürleşti alevi , alevi gürleştikçe daha da yakınlaştı kelebek, daha da sevdi kelebeği daha da bağlandı daha da eridi...Eridi eridi telaşlandım müdahale etmek istedim farkındaydım mumun aşkının kelebeğin umursamazlığının kelebek sadece alevinden etkilenmişti oysa ki mum bir hiçti.. bağırmak istdim duymuyordu bile mum.. Yandı yandı en sonunda bitti.Birden karanlıklaştı herşey göremedim ne oldu ne bitti. Silkelendim sabah ezanı okunuyordu uyanmışım gözümde bir damla yaşla kafanda tek cümle dolanıyordu 'KELEBEĞİN ÖMRÜ SADECE BİRGÜN'...
O melun laneti keşfettiğinde henüz ergen olmamıştı. Haminnesinin koynunda aşağı küçük odada uyuduğu o vakitlerde gece ezan sesleriyle uyanır korku dolu gözlerle etrafına bakardı., ona bu korkuyu veren ne karanlık ne de sessizlik idi. Ansızın o tatlı uykusunun bir yerinde tüm bedenini adeta kavuran bir korkuyla uykusunun en tatlı yerinde uyanıyordu. Küçük bedeninini kavuran bu ateşe karşılık yapabildiği tek şey vardı...işemek. Artık sabah namazına sırtında sıcak bir ıslaklıkla kalkan hanimne , hergün döşşek içi değiştirmekten onu didmekten bitap düşen anasınıda yanına alıp onu mahallenin hoca teyzesi Fatma'nın yolunu tutmakta buldular çareyi. Aylardır korkusunu anlatamıyor yavaş yavaşda korkusunun ateşinin nedenlerini çözmeye başlıyordu. Hoca teyze anlatılanları gözünü ufaklığa dikerek dinledi. O güne kadar dinlediği masallarda ki bi dudağı yerde bi dudağı gökte diye hayal ettiği cadılara, büyücülere hiçte benzemiyordu Hoca Teyze. Bembeyaz yüzü adeta pamuğu andırıyordu, yine kenarları üzüm oyalı beyaz yaşmağının kenarından gözüken saçları yaramaz beyaz bir buluta benziyordu ,ona dikkatle bakan masmavi gözlerdeki pırıltıyı o güne kadar hiç görmemişti, pırıltılara baktıkça büyüleniyor büyülendikçe byu alemi terkedip başka alemlere gidiyordu. Birden bire o pırıltı arttı etraf ışıl ışıl olmuştu.Parıltıdan hiç bir yeri göremiyordu yerin altından kaydığını hissetti etrafında ne anası ne haminnesi nede hoca teyze kalmıştı. Bir yerlere gelmişti burayı tanıyor gibiydi ama etrafı hala seçemiyordu. birşeyler ona adıyla sesleniyor onu davet ediyordu. Sesin geldiği yöne doğru gittikçe parıltı azalıyordu burası çiftliklerine benziyordu ama değildi, yemyeşil bir çayırda binlerce ufak su birikintisi vardı. Her birinin başında birer çocuk vardı. Kimisi gülüyor, kimisi ağlıyor, kimisi sevinçle zıplıyor kimisi ise sinirli sinirli söylenip dövünüyordu. Onlara doğru ilerledi.Kendini çok hafif hissettiomzuna dokunan eli tuttu ve içeriye girdi .Hemen ilk birikintinin yanında durdu çocuk ağlıyordu çocuğa nedenağladını sordu masumca çocuk ona cevap vermedi onu duymuyordu bile omzundaki el suyu işaret etti ; aman allahım diye bağırdı ufaklık suya bakınca. Suda gördükleri onuda dehşete düşürmüş ağlamaya başlamıştı. O kadar çok ağlıyordu ki gözlerinden yaş yerine kan gelmeye başlamıştı. Birdenbire sarsılmaya başladı ayakları yerden kesilmişti tekrardan yine çok tanıdık bir yere geldi üç kadın bir çocuğun başında toplanmış telaş içinde birsi yüzünü tokatlıyor birisi kendini paralıyordu yaşlı olanıysa olanca gücüyle bağırarak dualar okuyordu. Dahada yaklaştı ve yerde yatan kendini gördü gözlerinden kanlar akar halde...Işık arttı göremez oldu...
Herhangibir şeyi çıkarırsam aslında çıkardığım benliğim olur. Benliğimi oluşturan geçmişim ve de geleceğimdir. Ne geçmişimi nede geleceğimi inkar edemem. İnkar etmek ikrardan doğar. Ben ikrar da edemem.
Canım, Sevdiğim, Yüreğim...
Her erkeğin karşısına ( o da eğer şanslıysa ) hayatında bir kere çıkan ( çoğu zaman çıkmayan ) o o özel kadını dünün dününün gecesi kfamdan attım... Bir daha büyük bir ihtimalle böylesi benim bile ( şanslıyımdır ) karşıma çıkmayacak olan özel bi kadını hem de... Evet kafamdan attım. Hala yüreğimde tabii. Yine de... En zoru başardım sanki...(!) Hep ben gibi yaşayan ben... Üç küsur senedir.. Biri için yaşadım. Birinin şartlarınla şurtlarınla yaşadım. Başka biri gibi yaşadım. Ben gibi yaşamdığımda, tadım da kaçıyor, tuzum da... Tatsız tuzsuz bir benle yaşadı O da... Sıkıldım.. Sıktım da...